web analytics

İşsizlik

[dropcap color=”#888″ type=”square”]H[/dropcap]er yazı karanlığa bırakılmış bir çığlıktır. Uzun zamandır siteye yazıyı ekleyemedim. Yüksek demokrasiye geçtiğimizden beri yazmak boş bir uğraşmış gibi geldi. Ya da yazacak konu sıkıntısı çektim bol bol. Halbuki memleketin yüksek rakımlı tepelerinde konu mebzul miktarda kanat çırpmakta idi. Hayat bir biçimde geçip gidiyor. Yokluğunda çok kitap okudum diyordu bir şarkıcı.

Bu süre içinde bende bol kitap aldım. Okudum.Ev doldu taştı artık. Acaba kitap fetişisti miyim demeye başladım. Güneşin bol olduğu , çocuk seslerinin martı seslerine karıştığı engin maviliklerde oturmuş ruhumu dinlerken yanıma bir arkadaşım geldi. Derken onun arkadaşı , arkadaş arkadaşı çağırdı bir bakmışsın karanfil elden ele dolaşmaya başlamış. En sonunda ismi lazım değil,  engin kültürlü bir bey geldi oturdu. Tabi benim arkadaşım değildi gelen. Hoş sohbet ettikten sonra o engin kültürüyle beni dövmeye kalktı . Boş muhabbetin ve incir çekirdeğini doldurmayan fikirleri ile masada rüzgâr ekerken daha fazla dayanamadım. Ettiği laf yüksek zekaya hakaret içeren şizoid dolu ağır kelimelerdi, müdahale ettim. Doların ateşinin iki yetmiş olduğu bu günlerde ekonominin zirve yaptığını söyleyen bu adamcağızın kalkıp demokrasi kültüründen bahsetmesi ve masadakileri tahakküm altına alan sözlerinden sonra kendi yalanlarına inanan ve bizleri de yalanlarına inanmaya davet eden tavırları son nokta olmuştu. Ona göre memlekette işsiz yokmuş, işi beğenmeyenler varmış. Herkes memnunmuş falan fişman. Bir bilgisizi kanıtla yenmeye olanağınız yoktur derler. Bizimkisi de o hesap işte. Adama kanıt felan hak getire. Mitomani hastalığına tutulmuş bir kardeşimizdi bu. Allahtan hayat deneyimlerimiz bize bu tür insanları erken tanıttı. Tabii yediğimiz kazıkları da hatırlattı. Zaferle ayrıldığımı söyleyebilirim masadan. Ancak yolda kendimi söylenirken buldum. Meğersem adam bizim de devrelerimizi yakmış , iyi mi ?

issizDoğruluk ile gerçeklik arasında iflah olmaz bir savaş vardır. Doğruyu söylersiniz ama her söylediğiniz doğru gerçeği yansıtmayabilir. Örneğin çocuğumu bu ülkede üniversiteler almadı dersin, halbuki senin oğlan yeteri kadar puanı alamamıştır ondan girememiştir üniversiteye. İşte bu son cümle gerçeği yansıtır. Doğruyu evet söylüyorsunuz lakin gerçeği konuşmuyorsunuz. Öğrencilerin çok söylediği laf vardır. Hoca bana çalıştığım halde iyi not vermedi ya da hoca bana taktı kardeşim gibi. Doğru olan not olarak taktığımızdır. Ama gerçekte öğrencinin çalışmadığıdır. İyi notları öğrenci alır, kötü notları hoca verir gibi. Allahtan gerçekler geç te olsa imdadınıza yetişiyor. Gerçi gerçek dediğiniz şey bir güvercin ayağının tıpırtısıyla geliyor ama olsun. Sonunda gerçek yücedir ve o egemen olacaktır diyordu ünlü Türk düşmanı ve büyük yazar Viktor Hugo. Eskiden edebiyat porgramları olurdu beyaz camlardar. Şimdi onlardan da kalmadı , varsa da ben bilmiyorum artık. Kıyıda köşede kalmış kitaplar tanıtılır mutlu olurduk. Bahsedeceğim kitap Tülay Hergünlü adlı yazarımıza ait. İŞSİZ adlı kitap yazmış.Siz hiç çalıştığı işyerindeki ekonomik daralma yüzünden maaşını alamayan, evine ekmek götüremediği için yöneticinin karşısında hüngür hüngür ağlayan bir işçinin gözyaşlarına şahit oldunuz mu ? Bu nasıl bir duygudur bilir misiniz ?Karacaoğlan ne güzel özetlemiş : “Üç derdim var birbirinden seçilmez ; bir ayrılık , bir yoksulluk, bir ölüm.” Evet , işsizlik demek yoksulluk demek, yoksulluk ise dert demek. Bu kitap, yaşadığımız acıların olduğu kadar, yoksulluğa karşı bir çığlığın da sesi. Sade yazmış. Kendisi Serbest mali müşavir . Nerden bulmuş zamanı da yazmış demeyin. Muhasebecilerin başı çok kalabalıktır. Her ay en az üç tane beyanname vardır. Takip edilmesi gereken defterler vardır. Vergi mükelleflerine bildirimlerde bulunur, onlara yapması gerekeni hatırlatır. Ve çok çabuk yaşlanırlar muhasebeciler. Ama yazarımızı tebrik etmemiz gerekir. Zaman bulup ta duyarlılığı yüksek bir eser meydana getirmiş. Yaşamın içinden gelen bir ses. Bir işsizin psikolojisini ne güzel anlatmış. Çevremizde böyle insanlar varsa anlamamız gerekiyor. Umarım elinize geçer de okursunuz. Bu tür yazarlar çoktur. Gizli potansiyel taşırlar. Örneğin bir Reşat Enis. Gazetecidir ama yazdığı doğrular ve gerçekler öylesine çarpıcıdır ki sersemlersiniz. Yumruk yemiş gibi olursunuz. Şimdi Reşat Enis gibi o toplumcu gerçekçi yazarlar yok. Ya Orhan Kemal. Evine ekmek götürmekte zorlanan,  ama bir o kadar da gururu olan o canım yazarımız. Şimdiki nesil fantastik edebiyat adına incil hikayeleri okuyarak örtülü gerçekleri göremeyecek kadar ukala ve cahiller. Tabi onlara ukala demiyeceğiz. Y kuşağı diyeceğiz. Zira  X kuşağı ile Y kuşağı arasında büyük bir çatışma var. Bu arada Nihat Genç’i de unutmamak gerekiyor. Bu güzel yazarımızı Leman Dergisi’nde yazarken tanımıştım . Yazıları uzun ve çarpıcı idi. Allak bullak ediyordu. Şimdi de öyle. Öylesine güzel hikayeler anlatır ki şaşar kalırsınız. Devam et Nihat ağbi.. Bu kadarcık yeter. Kitap okumaya devam. Bu arada karar verdim Yüksek Lisans yapacağım. Yeterince geç kaldım zaten. Mücadeleye devam. .. Sevgiyle kalın efenim !

1

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1