web analytics

Kazıklı Voyvoda

drakul_3Türkleri kazığa oturtarak öldürmeyi metot haline getirmek suretiyle tarihe geçmiş olan Kazıklı Voyvoda kimdir ? 

Tuna nehrini kendi devleti için tabii bir sınır kabul ettiğini tahmin ettiğimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanlı hükümdarları , bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya’yı oluşturan Eflak ve Boğdan prensliklerini sadece himayeleri altında bulundurmayı yeterli görüyorlardı. Osmanlılar, bu prensliklerin kendilerini meşgul edecek kadar kuvvetli olmalarını ve büsbütün de zayıf düşmelerini istemiyorlardı. Muhtemelen Osmanlılar, tabii sınırları dışında düşündükleri bu pernsliklerin , daha uzakta bulunan Lehistan ve Macaristan’la kendi aralarında “tampon” bir devlet olarak kalmalarına taraftarı idiler.

Öteden beri hem birbirleriyle mücadelelerden hem de içteki karışıklıklardan dolayı büsbütün zayıf düşen bu küçük prensliklerin etrafındaki Helistan, macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük devletler, bunları nüfuz ve hakimiyetleri altına almak istiyorlardı. Bu küçük prenslikler de, olayların akışına göre, adı geçen büyük devletlerin bazan birine, bazan diğerine dayanarak ve hatta haraç vererek denge siyasetiyle varlıklarını devam ettirmeye çalışıyorlardı. Eflak prensliğ Çelebi Mehmed devrinde vergiye bağlandı( 1416) . Sultan II. Murad devrinde Osmanlı topraklarına akınlar yapan “Drakul” ( Şeytan ) lakabı takılan Vlad, Firuz Bey kumandasındaki Türk kuvvetlerine mağlup olmuş ve Osmanlılara vergi vermeyi kabul etmiştir. ( 1423 ) 

XV.yüzyılın ortalarında II. Vladislav Osmanlılara tabi olarak Eflak prensi bulunuyordu. Daha sonra yerine, Osmanlıların da yardımıyla, oğlu IV. Vlad geçti. Osmanlı kaynaklarında bu Eflak ” Voyvoda” sının ismi “Kazıklı Voyvoda” olarak geçmektedir. Eflaklılar da Vlad’a, “cellad” , ” katil” , ” gaddar ” anlamına gelen ” Çepeş ” namını vermişlerdir. Vlad Çepeş ( kazıklı Voyvoda ) , kendisinden önceki III. Vlad gibi ‘ Drakul” ( Şeytan ) lakabıyla da anılmaktadır. Bu zalim voyvodaya ” Kazıklı” denilmesinin sebebi, keyfi için adam kazıklatmak adetindedir. Giriştiği mücadelelerde uzun süre Osmanlıları meşgul eden ve zalimliğiyle şöhret bulan Eflak prensi budur. 

Kardeşi Güzel Radul ile birlikte Osmanlı sarayında yetişen ve ilk zamanlarda devlete itaate kusur etmeyen Vlad, her yıl vergisini bizzat getiriyor ve padişah tarafından kendisine ” hil’at ” , ” kızıl börk ” ve ” altun üsküflü serpuş” giydirilip memleketine gönderiliyordu. Ancak Fatih’in Karadeniz seferi ( 1461 ) sırasında Vlad, Osmanlılardan ayrılarak Macarlarla anlaşıp bulgaristan’a giderek tahribat yapmıştı. Rumeli muhafızı olarak Edirne’de bulunan İshak Paşa durumu padişaha arzetti. Ancak Fatih’in Trabzon seferindeki başarılarını tebrik için elçi ve hediyeler göndererek devlete sadakatini gösterdiğinden, şimdilik cezalandırılmasından vazgeçildi. 

Çok zalim, Fatih’in çağdaş tarihçi Tursun Bey’in ifadesiyle ” Keferenün Haccac” ı olan Vlad’a, Osmanlı tarihçilerinin neden ” Kazıklı Voyvoda” lakabını verdikleri , şu misallerden daha iyi anlaşılacaktır. 

Mesela, yemek yerken kazıklara oturtulmuş insanların çığlıklar içinde can çekişmelerini seyredip zevk aldığından, beş yüz asilzadeyi birden kazıklara geçirttiğinden, altı yüz ecnebi tüccarını kazığa oturtup neşeyle seyrettiğinden, büyük bir ateş yaktırıp içine dört yüz talebe attırdığından ve hatta kendisini selamlamak için huzuruna başını açmadan çıkan Türk elçilerinin kavuklarını üçer çivi ile kafalarına çaktırdığından , öldürttüğü anaların kızartılmış etlerini çocuklarına zorla yedirttiğinden , memleketinin bütün dilencilerini toplatıp karınlarını doyurduktan sonra hepsini yaktırdığından, Türk esirlerin taban derilerini yüzdürdükten sonra tuzla doldurup keçilere yalattığından, kısaca keyfi uğruna otuz bir adam öldürttüğünden bahsedilir. Bu derece zalim birine ” Haccac ” benzetmesi yapılması çok hafif kalır. 

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’da bulunduğu sırada ” Kazıklı Voyvoda” nın zulüm ve faaliyetlerini haber alınca onu Silistre beyi katip Yunus Bey aracılığı ile İstanbul’a davet ettirdi. Ayrıca Niğbolu sancakbeyi ” Çakırcı ” Hamza bey’e ve Vlad’ın kesin olarak yakalanmasını emretti. Yunus Bey, Vlad’la görüşerek onu İstanbul’a gitmeye razı etti. Fakat o alınan tedbirleri öğrenince emrindeki kuvvetlerle Hamza Bey’e bir gece baskını yaparak onu ve yanındaki katip Yunus Bey’i öldürdü. Aldığı esirlerin bacak ve kollarını kestirdikten sonra kazıklara vurdurdu. hamza Bey’i, makam ve rütbe sahibi olduğu için, daha yüksek bir kazığa vurdurmuş ve başını da Macar kralına gönderip Osmanlılara karşı yardım talebinde bulunmuştu. Vlad Çepeş, Niğbolu, Vidin ve Tuna nehri boyundaki şehirleri tahrip ettikten ve kıyımlar yaptıktan sonra 25 bin kişilik bir esirle Eflak’a döndü. Bu vahşetten son derece üzüntü duyan Fatih derhal Eflak seferine karar verdi ( 1462 ) . Boğdan prensi de bu hussuta padişahı destekledi . Filibe’de toplanan 15 bin kişilik Osmanlı ordusu Eflak’a yürüdü. Fakat Vlad’ın kuvvetlerine rastlamadı. Fatih, 25 ” kadırga ” ve 150 nakliye gemisiyle Karadenzi’den Tuna’ya geçip Vidin’e ulaştı. Mahmud Paşa’nın Vlad’a rastlamaması üzerine Evrenoz-oğlu Ali Bey akıncı kuvvetleriyle Eflak’a akınlara girişti. Vlad bir gece baskını ile Türk ordusunu bozmak niyetinde olmakla birlikte, esas gayesi, ani bir hücumla Fatih’in karargahına ( otağına ) kadar girerek onu öldürmekti. Otağ daha geride olduğundan önde bulunan Mahmud ve İshak Paşa’ların çadırları saldırıya uğramıştı. Bu saldırı orduda telaş yaratmış ise de , derhal savaş düzeni alındığı için Vlad planını uygulayamadı ve ağır kayıplar vererek kaçtı. Böylece artık karşılarında herhangi bir kvuvvet bulamayan Osmanlı ordusu, askere gerekli olan 200 bine yakın at ve yük hayvanı ile 3000 esir alarak döndü . Kendisi için artık her şeyin bittiğini düşünen Vlad önce Moldavya’ya, oradan da Macaristan’a sığındı ve onlardan yardım isteğinde bulundu. Fakat Osmanlı Devleti ile barış yapmış olan Macar Kralı Matyas Korven, Osmanlılarla arasının açılmasını istemediğinden, Vlad’ı zindana attırdı. Böylece Osmanlı hakimiyeti altına alınıp mümtaz bir eyalet haline gelen ve dünyanın en müthiş zaliminin zulmünden kurtulan Eflak beyliğine Kazıklı’nın Fatih’e iltica etmiş olan kardeşi Güzel Radul tayin edildi. On beş sene kadar Macaristan’a hapiste kalan ” Kazıklı Voyvoda ” nihayet kardeşi Radul’un vefatı üzerine zindandan kaçıp kurtulmuş ise de, iki sene sonra ( 1479 ) öldürülerek kesik başı Türk memleketlerinde teşhir edilmiştir. 

Voyvoda : Slavca bir kelime olup reis , subaşı, ağa, bey, prens gibi değişik anlamlara gelen bir tabirdir.

Hil’atÜste giyilen elbiselerden birinin adıdır. Türkçesi ” kaftan” dır. 

Kızıl Börk : Başa giyilen külah, kalpak gibi şeyler. Alt tarafı şerit şeklinde sırma ile işlenirdi.

altun üsküflü serpuş : Üsküf, eski başlıklardan birinin adıdır. Boru şeklinde ve bir endazeden ( altmış cm. den uzun ) fazla uzunlukta olup başa giyilince yarısı arkaya sarkan Yeniçeri ” börkü ” nün kenarının sırmalısı .

Haccac b. Yusuf ( ölm. 714 )Emevilerin kudretli valilerinden biri. Kırıcı ve bazan katı yürekli görünmekle beraber, hiç bir zaman ” Kazıklı Voyvoda ” gibizalim ve gaddar olmamıştır. 

Çakırcı : Yeniçeri ocağı teşkilatından bir sınıfın adı idi. Çakır , doğan türünden bir kuştur. Çakırcı da avda doğanı elinde götürenler hakkında kullanılır bir tabirdir. 

KAYNAK : Necdet Öztürk, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Mayıs 1993,sayı 77.

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir