web analytics

Bir Yaşlının Ölümü Kütüphane’nin Ölümü Gibidir

 

Germain  Chazes, okulda öğretmeni tarafından küçümsendiği günden beri, okumaya küsmüş, yıllar boyunca kitaplardan ve kültürden uzak kalmış, annesinin evinden otuz metre ötedeki bir karavanda yaşayan , ellilerinde bir yarı çatlaktır. Her zaman gittiğ iparkta bir banka oturup güvercinleri seyreder. Günün birinde yanına sessizce ilişen ufak tefek hanımefendiyle güvercinlerden başlayıp kitaplara uzanan, günler boyu devam edecek koyu bir sohbete başlarlar. Yakınlardaki bir huzurevinde ömrünün son demlerini geçirmekte olan bu hanımla Germain’in sohbetleri hiç umulmadık bir yönde gelişerek bu iki insanı da değiştirecektir.( arka kapaktan ) 


http://m.sinemalar.com/mobileweb/movieInfo/81904#

Garip Bir Dostluk

Edebiyat eserlerinin sinemaya aktarılması , eğer romana sadık kalınırsa büyüleyici oluyor. Bu sıcak yaz günlerinde okunabilecek kitaplar genelde sizi yormayan kitaplardır. Her ele alışta sorduğum soru bu kitabı bitirebilecek miyim sorusudur. Bu da öyle oldu. Ve ilk kez kendimi zorlayarak kitabı bitirebildim. Aslında beklentim daha büyüktü. Biraz da roman kahramanı Margarett’in ağzından daha fazla kitap ve yazar isimleri Öğrenmek isterdim. 


Germain gibi iyi yürekli bir insan. Kırdığı potlarla iyilik yapacağım derken durumu kötüleştirmesini başaran bir insanın parkta güvercinler karşısında kitap okuma seansları sonucunda derinliğe kavuşup yorum yapması sinema dili açısından çabuk varılan bir gelişme olmuş.  Kitabın sayfa sayısı 187. Yazar olabildiğince hzlı davranmak zorunda hissetmiş kendini. Okuyucuyu sıkmamak adına yaptığı belli oluyor. Filmini de beğendim sayılır. Kitap mı film mi diye sorsalar şunu derim. Önce kitabı okumalı ki karakteri tanıyabilsin okuyucu. Filmde yeterince anlıyorsunuz  karakterleri. Filmin kapanış sekansı daha da iyi kanımca.  Koca film boyunca  pek bir müzik yok. Sadece Germain’in annesi öldüğünde bir piyano giriyor devreye. Büyüleyici.

Hem film hem kitap bir  gerçeği de yüzümüze vurdu.  Ruhu büyümemiş bir çocuk olan ancak bedenin iyice yorgun olduğu insanların filmi neden gözümüzün önüne getirilmez ? Toplumda yaşayan ihtiyarlarımızın duyguları neden sinema dilinde hiç anlatılmaz ? Aşkı , hüznü , sevgiyi onlar hiç yaşamaz mı ? Sadece bu toplumda yaşan gençler ve orta yaşta olanlar mı var ? Rahmetli Barış Manço yaşlılar için İkinci Bahar adlı bir TV programı yapmıştı anımsıyorum. Orada yaşlılar ile sohbet edilir ve sonunda Kahveniz nasıl olsuna gelinirdi. Bir de TRT’nin Ömür Dediğin adlı program var. İzlenmesi gereken yapıtlar bunlar. TRT market bunların satışını yapıyor mudur bilmiyorum. Eğer yapılıyorsa kesinlikle arşive atılması gerekir..

Sonuç olarak hem kitabı okuyun hem de filmini izleyin derim.

 

Filmde geçen yazar veya kitaplar:

Albert Camus- ”Veba” + ”Yabancı” ve ”Düşüş

Romain Gary – ”Şafakta verilmiş sözüm vardı

Luis Sepulveda – ”Aşk romanları okuyan ihtiyar”

Jules Supervielle – ” Açık denizlerin çocuğu ”


0

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0