web analytics

Duygu Profesörü Daniel Goleman

Terfi ettiren zeka : EQ

Kafa Karıştıran Amerikalı  

90’lı yılların başında Duygusal Zeka ( EQ) kavramı ilk kez ortaya atıldığında, bilimadamları akıllı olmak konusunu tekrar düşünmeye başladılar. Bugüne dek bilimsel araştırmalarının çoğunu beynin düşünen parçasının yani IQ’nun ( zeka seviyesinin ) ölçümüne ve gelişimine yönelik yapmışlardı. Sonra ortaya biri çıktı. “Artık sadece yüksek IQ yeterli değil, yüksek EQ’ya da sahip olmak gerekiyor” diye , birşey attı ortaya. Kafalar tümden karıştı. Bu EQ da neyin nesiydi ki ?

Bu adam, aynin düşünen parçasının yanısıra duygusal parçası da var diyordu. O’na göre beynin bu iki parçası, yaptığımız herşey de birlikte çalışıyordu. Bundan şu anlam çıkıyordu : Gerek iş gerekse özel yaşamda başarılı ve mutlu olmak icin akıllı olmak yetmiyordu, duyguları da idare etme becerisine sahip olmayıdkı. Bu iddialı düşüncelerin savunucusu ABD’li psikolog-yazar-gazeteci Daniel Goleman PDR İnternational Konferansları çerçevesinde düzenlenen ” İşyerinde Duygusal Zeka Konferansı”na konuşmacı olarak katıldı. Duygusal Zeka kavramını yaratarak akıllı olmanın ne demek olduğunu tekrar tanımlayan Daniel Goleman’ın Hürriyet Pazar’da yayınlanan Ayten Görgün ile yaptığı röportajı buraya alıyorum. Umarım işe yarar. Kaynak : Hürriyet Pazar, 7 haziran 1998 , Ayten Görgün  

Duygusal Zeka ile ne kastediyorsunuz ?  

Duygusal zeka, ne şekilde iyi , ne şekilde kötü hissettiğimizi ve kötüyü iyiye nasıl dönüştüreceğimizi bilmek demek. Yaradılış özellikleri, çocukluk deneyimleri ve daha sonraki öğretilenlerin bileşiminin bir sonucudur duygusal zeka. Ne hissettiğinizi bilmek, güçlü ve zayıf noktalarınız konusunda emin olmak ve bu duyguları sağlam kararlar almakta kullanmak gibi yetkinlikleri içeren birşey bu. Ayni zamanda değişik ruh hallerinizi kontrol altında tutarak görev ve deqqqhedeflerinizden şaşmasanıza sağlayan da yine o.  

Duygusal zekanın formülü var mı ?  

Duygusal zeka, kişisel davranışları, reaksiyonları, iletişim biçimini belirleyen yetenekler, tutumlar ve yeterliliklerden oluşuyor. Tüm bu faktörlerin başarı derecesi – memnuniyet, diğer insanlarla iletişim kurabilmek, stresle baa çıkabilmek, kendi ile bağışıklık, kontrolü algılayış, ussal ve duygusal mutluluğun derecesi üzerinde etkileri bulunuyor.  

Tek bir tipi mi var EQ’nun ?  

Tek tip değil. Tümüyle yüksek duygusal zekaya sahip kişilerin bazı yetenekleri daha fazla gelişmiştir. Bazı yetenekleri ise değil. Bu becerilerin çoğu öğrenme ve alıştırma ile geliştirilebilir.  

EQ, IQ’nun zıt anlamlısı mı ?  

Hayır. Kimi insanlarda her ikisinden bol bol vardır. Kimilerindeyse birinden azıcık. Yanı her insanda IQ ve EQ farklı oranlarda bulunabilir. Araştırmacıların anlamaya çalıştıkları şey. IQ ve EQ’nun birbirlerini nasıl tamamladıkları. Başarı için gerekli hammaddelerin arasında IQ , yüzde 20 gibi bir önem teşkil ediyor.  

Yüksek EQ’lu bocalamıyor  

Duygusal zeka – akıllı ve zeki olmanın başka bir yolu mu ?  

Evet. İş yaşamında yüksek IQ’lu Kişiler bocalayabiliyor. Normal IQ’ya sahip kişi ise gayet iyi başa çıkabiliyor. Bu faktörler, zekanın bir başka boyutunu ” duygusal zeka” yı oluşturuyor. Bu da kişinin öz-bilinç, tepki kontrolü, kararlılık , heves, öz motivasyon, empati ve sosyal becerikliyim gibi faktörleri iyi bildiğini gösteriyor.  

Görsel Abhijit Bhaduri ‘a aittir. https://www.flickr.com/photos/53272102@N06/5244095893/

 

EQ kavramını ilk siz mi ortaya attınız ?  

Hayır ben değilim. İlk kullananlar Yale Üniversitesi’nden Peter Salovey ve Nev Hampshire Üniversitesi’nden One Mayer’dir. Kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duyguların yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenlenmesi özelliklerini tarif ettiler. Bu tariften 90’lardan beri bahsediliyor. Benim ” Duygusal Zeka” adlı kitabım ise 1995’te çıktı.  

Yüksek EQ’lu insanların ortak özellikleri var mı ?  

Var elbette. Yüksek EQ’ lütfen insanlar daha mutlu, daha sağlıklı ve ilişkilerinde daha başarılı oluyorlar. Eşleri , arkadaşları ve çocukları ile daha iyi ilişkiler kurabiliyorlar. İş yaşamında çok hızlı yükselyorlar, ast ve üstleri tarafından seviliyorlar, onların saygısını kazanıyorlar. EQ’su yüksek insanların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğu bile saptanmış. 

IQ’muzu yükseltemeyiz. Bu, EQ için de geçerli mi ?  

IQ’nun tersine EQ yükseltilebileceğini. İnsanlar duygusal açıdan eşit yaradılışlı değildirler, herkesin doğası farklıdır. Fakat bunun yanında davranışlar, kendini ifade ediş biçimi ve duyguları kullanma şekli kayda değer biçimde değiştirilebilir.  

 Duygusal Zeka bozukluğu  

EQ en çok iş dünyasında önemli herhalde ?  

IQ düşündüğünüz kadar kader değil. İnsan zekasıyla ilgili görüşlerimiz öyle dar ki. Yaşamımızı büyük Ören’de etkileyen çok önemli yetenekleri göz ardı ediyoruz. Keza iş dünyasında da bu böyle . IQ işe girmenizi sağlıyor , fakat sizi terfi ettiren EQ’nuz.  

Bir örnek verebilir misiniz ?  

AT&T Bell Laboratuvarları’ndan birinde laboratuvar yöneticinden en iyi performansı gösteren çalışanları seçmesi istenmiş. Yönetici IQ’su en yüksek olanların yerine , e – mailleri en çok cevaplananları seçmiş . Çünki bu insanlar iş arkadaşlarıyla dayanışma ve uyum içinde çalışıyorlar. Ve sosyal olmayan, iletişim kuramayan çalışanların tersine hedeflerine kolayca ulaşabiliyorlar.  

Duygusal Zeka bozukluğu diye birşey var mı ?  

Var tabii.  Duygusal zekadaki bozukluklar evlilik ve çocuk büyütmede problemlerden, fiziksel sağlığın bozulmasına kadar pek çok soruna yol açıyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kronik öfke ve huzursuzluğun üs üste sigara içmek kadar sağlığı riske attığını gösteriyor.  

EQ doğuştan yani genetik değil mi ?  

Değil. Duygusal zeka doğuştan kazanılan bir özellik değil. Öğrenilebiliyor. Anne – babalar ve okullar çocuğun duygusal zekasının geliştirilmesinde rehber olmalılar. 

Parlak zeka deyince aklıma Einstein geliyor. Parlak EQ’lu kim ?  

Dalgın bakışlı, karışık saçlı, birbirine uymayan çorapları olan deha Einstein değil, elbet. Zeki insanların, doğuştan başarılı olmak için yaratıldıklarını sanırız. Bazı insanlardaki doğal yetenek alevlenirsen, bazılarının ki ise söner. Haz duygusunu erteleyebilme yeteneğindeki önemli bir beceridir. Çıkarımlar yapan beyni, ani tepkiler veren beynine karşı zafer kazanan herkes parlak EQ’ludur. Çünkü bu hareket duygusal zekanın bir göstergesidir  ve bir IQ testinde ortaya çıkmaz.  

Davranışlarımızda etkili olan kısım, neresi ?  

Beynin öncelikle haz, iğrenme, korku ve kızgınlık duygularını üreten kısmı gelişmiş. Daha sonra buna plan yapabilme, öğrenme ve hatırlamayı üreten kısım eklenmiş. Davranışlarda da bu iki kısım etkili oluyor.

Görsel Nitya Wakhlu/a aittir. https://www.flickr.com/photos/nityawakhluinnovations/4776623508/

Düşünen duygusaldan üredi . 

EQ’nun temelini oluşturan bir bilim dalı var mı peki ?  

Duygusal zekanın bileşkeleri olan motivasyon, sosyal beceri ve benzerlerinin her biri üzerine psikolojide çalışılıyor. Ancak araştırmacılar bunların beynin bilişsel yetkinliklerini oluşturan parçasından değil, başka bir parçadan kaynaklandığının ayrımına henüz vardılar. Beynin akademik yetenekleri içeren, düşünen kısımının yanısıra bir de duygusal kısmı var. Empati ve sosyal beceriler gibi yeteneklerin altında yatan devre söz konusu olduğunda ise beynin bu duygusal kısımının işleyişi geçerli oluyor.  

Bilimadamları bu bilimi ne zamandır biliyor ?  

Sanırım , bilişsel merkezlerden farklı olarak duygusal bir beyin olduğu konusu elli yıldır biliniyor. Ancak bu ikisinin ne şekilde bağlantılı olduğunu geçtiğimiz beş yıl içinde keşfetmişler. Beynin iki parçası genelde yaptığımız herşeyde birlikte çalışıyor. Yalnız duygusal kontrol kaybı olarak adlandırdığım anlar, bunun dışında. Böyle anlarda kızgınlık ve endişeden kendimizi kaybederiz.  

Bu duygusal yetkinliklerin insan evrimindeki geçmişi ne kadar eskiye dayanıyor ?  

Milyonlarca yıl önceye dayanıyor. Duygusal merkezler omuriliğin hemen üzerindeki birkaç yapı dizisinden oluşan ilk beynin etrafında oluşmuşlar. Beynin düşünen parçası ise gerçek anlamıyla duygusal beyinden üremiş.  

Sokak çeteleri , seri cinayetler aldı başını gidiyor. Yarıdan fazla evlilikler boşanma ile sonuçlanıyor. EQ bunlar için bir panzehir mi olacak ?  

Doğru ! Sokak çeteleri ailelerin yerini alıyor. Okul bahçesindeki tartışmalar bıçaklanmalarla sonuçlanıyor. Yarıdan fazla evlilik boşanma ile bitiyor. Cinayete kurban giden çocukların sayısı bile belli değil. Çocuklar öz veya üvey anne babaları tarafından bile öldürülüyorlarken tedavi amacıyla duygusal bir eğitimin gerekli olduğu ortada. Çocuklar için bu eğitim nörolojik bir fırsat penceresi.     

0

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0