web analytics

Goriller Cehenneminde İki Yetim

orpansİki yetim kardeş Kuzey Filedelfiya’da eski harap bir evde yaşamaktadır. Anneleri küçükken ölmüştür. Büyük oğlan ( Philip ) şiddet yüklü bir çocuktur ve ailenin geçimini hırsızlık yaparak sağlar. Küçük olan Threat ise ölmüş olan annesinin elbise dolabında yatmakta , vaktini geçirmektedir. Kendisini ölümcül reaksiyon reaksiyon gösteren alerjik bir hasta sanmaktadır. oyun boyunca dışarı çıkmaktan korkacaktır. Dünya hakkında meraklıdır ve ağabeyinin aksine gizliden gazete ve kitap okuyabilmektedir. Threat çocuksu özellikler ve masum kimliğiyle ürkek ancak insana ait tüm iyiliklerin toplandığı bir karakterdir. Bir gün eve Harold adında bir Şikagolu gangster gelir. Kendisi de bir yetim olarak büyümüştür. Bir biçimde yazar Harold’u sebebini bilmediğimiz bir şekilde bir gece yıkık , dökük eve sarhoş olarak buyur edecektir.  

Sanal ağda kısa bir araştırma yapınca pek fazla bir şey bulamadığımızı söylemem gerekiyor. Kitabı ancak Amazon ‘da bulabiliyoruz. ( Konu hakkında New York Times‘da Alec Baldwin’in oynadığı 2013 tarihli sürümlü oyuna dair yazıya rastlıyoruz. ) Bir de şu siteye bakmakta fayda var.http://www.broadway.com/buzz/168576/lyle-kessler-on-what-spurred-him-to-write-orphans-why-the-play-celebrates-the-human-spirit/    Büyük bir yayınevi çıksada bize bir iyilik yapsa diye bekliyoruz. Filmini de 1987 yılında “Orphans” adıyla Alan Pacula çekmiş. Böyle güzel bir filmin ekranlarda yayınlanmasını çok isterim. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Şehir Tiyatroları ekibi güzel bir oyunu bize sunmuşlar. Kendimi ayakta alkışlarken buldum oyun sonunda. Harold karakterini canlandıran Aydın Sigalı oyuncumuzu öteden beri takip ediyordum. Sesini, mimiklerini, karakterinin kişiliğini size anında hissettiren bu oyuncunun oynadığı bütün oyunlar ayakta alkışlanıyor. Öte yandan oyunun müzikleri de insanı içten yakalıyor. 

Kapitalizmin çarkları arasında ezilen milyonlar var dünyada. Bu ekonomik sistemin insanlığa sunduğu pek bir şey yok. Ülkemizde tüketimin artmasıyla etkisini daha da çok gördüğümüz  şu günlerde kirlenen doğa, kar hırsına bürünmüş ruhlar , ahlakın , erdemin paraya tahvil edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu goriller cehenneminde insan, özne olmaktan çıkıyor nesneye dönüşüyor. İnsanın karakteri silikleşiyor ve Alfred Bestler’in ünlü karanlık kitabının ismini andırırcasına yıkıma doğru gidiyor. YIKIMA GİDEN ADAM . Aşırı tüketimin olduğunu mekanlarda bizi bekleyen bir son var. Her şey saçmalık.. http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C4%B1k%C4%B1m’a_Giden_Adam

orpanssLyle Kessler’in oyununda da dekor ve sahne bütünlüğü aşırı tüketimle çöplüğe dönüşmüş bir evde gerçekleştirilmiş. Sistemin insanı zombiye çevirdiği bir dünyada sevgiye, saf iyiliğe hasret insanın dramını izlerken kaybettiimiz o iyilik duygusunu görüyoruz Harold ta ve yarı meczup Threat’te. Oyundaki Harold karakterinin izleyenlerce bir an sadakatsiz bir baba pişman oldu ve geldi olarak algılanıyor ancak filmde öyle değil . Lyle Kessler , Harold’un oyuna dahil oluşunu tesadüfe bağlıyor. Aslında daha başlangıçta bu iki yoksul inasn kardeş bile değillerdi diyor. 

Oyun son derece karanlık, duygusal ve bir o kadar eğlenceli olarak gören Kessler ,mizahın oyun içinde görüldüğünü ve bunun da dram ağırlıklı bir kurguda olması gerektiğini ifade ediyor. Düz yazılmış bir dramaturgda mizahın kullanılmaması pencerelerin kapatıldığı bir mekana düşen karanlığı artıracağı için umut tükenecektir. Oyunda Harold karakteri komik, tatlı, sert , sihirbaz yönü olan ve sevgi dolu gangster ( oksimoron ) olarak bize büyülü bir dünyanın her daim mümkün olabileceğini gösteriyor. Nitekim Harold’un kulaktan para çıkarma karesi , duvara ayna , koltuk , lamba çizmesi  izleyiiyi gerçek ile düş arasında bırakıyor. Oyunda bu metaforların kullanılması , heyecanı , şaşkınlığı doruğa çıkartıyor. Umut yeşeriyor. Aynanın kırılması gerilimin arttığı bir sırada büyük bir gürültüyle inmesi hepinizi şaşırtacaktır. Çehov‘un söylemini anımsıyor insan. Ne diyordu bu büyük yazar ? ” Oyunda duvarda asılı duran bir tüfek varsa , o alalede bir tüfek değildir. Sonunda patlayacaktır.”

Lyle Kessler Amerikan Rüyasını büyülü gerçeklik ile anlatmış. Çıkmaz Sokak Çocukları’nda şaşırtıcı , hatta ani şok yaratacak unsurları kullanmıştır. Çok kazanmak, hep daha iyisini elde etmek, reklamlar, kampanyalar , kredi kartları gibi kapitalizm öğelerini Çıkmaz Sokak Çocukları’nda görüyoruz. Son olarak yazar “Yaşamak için midenin geniş olması gereklidir” diyor. Miden sana sunulanları ne kadar çabuk öğütürse , dayatılanları o kadar çabuk öğrenir ve öğretirsin .Yaşadığımız sistemde var olmak için beyninin değil, mideni kullanman gerekir.

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir