web analytics

Unutulan Türkçe

Günlük hayatın koşuşturmasından çocuklarımıza 26 Eylül tarihinin Dil Bayramı olduğunu söylemeyi unutuverdik. Halbuki üzerinde önemle durulması gereken bir mevzuu idi. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda Türk dilinin yabancı boyunduruğundan kurtarılması için 26 Eylül 1932’de başlatılan çalışmalar ile Birinci Türk Dili Kurultayı toplanmıştı. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar , devlet adamı ve sanatçı katılmış , Atatürk , kurultayı baştan sona kadar izlemişti. ( konu ile bilgi ve resimlere ulaşmak için )

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Dil Kurultayını izlerken. Bu gün geldiğimiz nokta içler acısı. Ulus devletin inşasında Türk Dili’nin ve Türk tarihinin dışa karşı bağımsız duruşunun gerçekleşmesi gerekiyordu. Aynı yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin içte ve dışta bağımsızlık yoluna girmesi gibi. Toplum olarak dilin öğretilmesi konusunda gerekli tedbirlerin alınmadığı ülkemizde, hayatımızın her alanında Türkçemiz, ses bayrağımız , gittikçe yozlaşıyor. Kimi bilinçsizce, kimi de bilinçli olarak buna katkıda bulunuyor. Aslında iğneyi biraz da kendimize batırmamız gerekir. Koca sitenin adını gittik “tarihiblog” koyduk. O yetmedi bir de “webdetarih” açıldı. Şimdi kalkalım üstüne bir de bu yazıyı yazalım. Rahatsızlık duyduğum çok açık aslında . Bunun savunmasını yapmayacağım. Ancak farkına varmadığımız şey neden böylesine bir hayranlık besliyoruz bu yabancı dile ? Genetik kodlarımızda mı aramalı bu hayranlığı ? Bilemiyorum. 

Gördüğümüz şey , gittikçe batağa saplanıyoruz. Bir zamanlar Lozan Antlaşması’nın imzalandığı dönemde İngiliz yılanı Lord Curzon, İsmet Paşa’ya ‘…bir gün bunun acısını sizden çıkartacağım’ mealli üstü kapalı konuşmasını bugün yaşıyoruz işte. Derslerde her şeyden , nottan felan vazgeçtim. Çocuklara söylediğim şey, net olun, duruşunuzu bozmayın, karakterinizi yüksek tutun. Ve bağımsızlığınızı yitirmeyin diye. Sağolsun çocuklar pürdikkat dinliyorlar. Bu milletin çocukları için çook çalışmamız gerekiyor. Msn türkçesi ile selamlaşan Türkiye’nin çocuklarından ‘bye – bye’ dememelerini rica ediyorum. Güzel güzel ‘Hoşça Kal ‘ demek varken o sözcüklere gerek yok.  Eğitim şart deyip bir zamanlar www.gunesintamicinde.com sitesinin yöneticisi Sayın Süleyman Sönmez’in “MSN Türkçesi İle Konuşma !” adlı çağrısını yineliyorum.

Türkçe yazanlar için hatırlatmalar;
* Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
* Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
* “gelcem, gitcem, gidiyom” denmez “geleceğim, gideceğim, gidiyorum” denir.
* “Herkez” denmez “herkes” denir.
* “Yaaaa” çok laubali bir sözdür.
* “bU şEkiLDE” yazmak sadece okuyanı yorar.
* “Yanlız” değil “Yalnız” denir.
* “ğ” harfi “g” şeklinde yazılamaz.
* “Dahi” anlamındaki “de” ayrı yazılır. Yani “Bende, sende” denmez, “Ben de, sen de” denir.
* “Geldimi?” yazılmaz “Geldi mi?” yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. “OKmi?” değil, “Tamam mı?” denir.
* “ahmet, belgin, duru” denmez. “Ahmet, Belgin, Duru” denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
* “ki” eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe’ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
* “v” yerine “w” yazılmaz…

Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi’yle değil.

 

Ayrıca sevgili günlük okuyucularım yine Sayın Süleyman Sönmez ağbimizin başlattığı sivil harekete  yürekten katıldığımı ve desteklediğimi belirtir, Türkçe kullanmayan herkese ,  tasarımı Güneşin Tam içinde sitesi ailesine ait olan “Buda Size kapak Olsun” kampanyası afişlerini hediye ederim. Esen kalın sevgili gençlik …

Görsel www.gunesintamicinde.com sitesine aittir. 

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir