web analytics

Makinelere Bağımlı Kalmayın

nmo3594mpvn0Bugüne kadar icat edilmiş makinelerin günlük işlerimizi hafifletip hafifletmediği tartışmalı bir konudur … Makineler monoton işlerle daha çok insanı masa başına bağlarken , pek çok üretici ve diğer kesimi zengin etmiştir.  ( ,john Stuart Mill, Ekonomi Politiğin İlkeleri , 1848 )

Makineleri bir çare olarak görüp bir tür makineleşmiş kölelerden medet ummak, endüstri çağının düş kırıklığı oldu. Bizler felsefe kitaplarına gömülüp içkilerimizi içerek seks yaparken, robotların her türlü işimizi yürüteceği ütopyası asla gerçekleşmedi. Makineler bizi işten kurtaramadı çünkü her zaman bir insan tarafından çalıştırılması gerektiği gibi, kapitalistlerin elinde insanları köleleştirmek ve biteviye işlere mecbur kılmak için bir araç oldu. Yani, üreticinin kazanması içinn işçiler düşük ücretlerle makine başına oturtuldu.Makineler kapasite açısında, durmaksızın çalıştığı için insanların iş saatleri uzatıldı ve gece vardiyaları oluştu. Ne var ki, hâlâ makineler ve teknoloji, bizlere ” yaşamı kolaylaştıran ” araçlar vaadiyle satılıyor. Bizler de ‘ pis ‘ işlerden kurtulmak için daha ağır işlere razı oluyoruz.

Makineler bizim esirimiz olacağı yerde, biz makinelerin esiri olmuş durumdayız. İş yerlerinde makineler bizim durumumuzu olumsuz şekilde etkiliyor. Şöyle ki, makineler işçiler gibi zam istemiyorlar, hasta olup izin almıyorlar,greve gitmiyorlar, çay kahve molasına ihtiyaç duymuyorlar, özel sorunları yüzünden moralleri bozulmuyor ve uyku uyumuyorlar. bunu gören işveren de, işçilerinin makineler gibi iş çıkarmasını istiyor. Yani makineler, iş verimi açısından doğru birer örnek olarak karşımıza çıkarılıyor . Bizlere ” hiç profesyonel olamıyorsun ” şeklinde yapılan suçlamalar , ” bir makine kadar olamadın ” anlamındadır ve bu suçlamaların altında, aslında işverenin insanlarla uğraşmak istememesi gerçeği yatar. Hastalanan, morali bozulan, içen ve kendince fikirleri olan insanlar onların işine gelmez. Eric Gill ” Painting and the Public ” adlı yazısında, ” Fabrikaları cazip kılan temel yapısı şudur : Örneğin jilet üreten bir fabrikada, çalışanların ürün üzerinde herhangi bir fikir, görüş, duygu bildirerek tasarımına katkıda bulunmaları gerekmez. ” der.

Stress#1Makinelerin kullanımı ve iş bölümü arttıkça, iş yükü de aynı oranda artmıştır – çalışma saatlerinin ya da belli bir saatte ortaya çıkan iş veriminin veyahut makinenin iş hızının artması halinde, iş yükü doğru oranda hep artır. ( Marx ve Engels, Komünist Manifesto , 1848 )

Makineler özgürlük sağlama adına , özel yaşantımıza da girmiş durumdadır. On dokuzuncu yüzyılda sadece buharlı makineler yaşamımıza girmişti ; şimdi boş vaatleriyle dijital teknoloji her yerde karşımıza çıkıyor. Blackberry ( Böğürtlen ) , Apple ( Elma ) , ve Orange ( Portakal ) gibi nefis meyve isimlerini kâr amaçlı olarak kötüye kullanan bu teknolojiler , yaşamımız için birer tehlike ve tehdittir. Her noktadan e -posta  alıp gönderebilen Blackberry sistemi, tamamen insanların özel yaşamına nüdahale eden bir canavardır. Plajda, barda, kafede her an patronunuz sizden bir şey isteyebilir ve gecenizi gündüzünüzü berbat edebilir. Ve biz bütün bu elektronik aletleri para verip alırız. Böylece, kentin bir ucunda ya da dünyanın bir ucunda kendini ve işini çok önemseyen bir budalanın daha çok para kazanması için kendi zamanımızdan ve keyfimizden özveride bulunup onun işini yaparız. Cep telefonlarıyla dizüstü bilgisayarlarının, keyifli tren yolculuklarımı kabusa çevirdiği yetmiyormuş gibi, evden istasyona gidene kadar Blackberry mesajlarımı kontrol etmek gibi ikinci bir kabusa daha girmiş durumdayım. Yıllar önce dijital bir ajanda satın aldım. Epeyce bir paraydı. Saatlerce içine adres ve telefonları döşedim, iş programlarımı yükledim. Sonra bir gün elimden düşürüp kırdım ve tüm bilgilerim kayboldu. Bu adi ürün yerine deri kaplı nefis Smythson XFeatherweight defterimi yıllarca kullanabilirdim oysa. Bu cepte taşınabilen boyuttaki küçük ve pratik ajandının sayfalarını çevirdikçe aldığım zevki de, dijital ve plastik bir ajandadan asla alamazdım zaten.

metropolis

Dijital teknolojilere duyulan bu heyecan, her dönemdeki yeniliklere duyulan heyecanla aynıdır. Örneğin, demiryolları da ilk anda yetersiz koşullara bir çözüm ve bir özgürlük duygusuyla karşılanmıştır. Bu yeniliklere öncülük eden kişiler heyecan duyar, derkenn ticari zihniyetli kişiler devreye girer ve bir şekilde bu sistemi kötüye kullanmaya başlar. Yeniliklere hayır diyen ve kuşkuyla bakanlar ‘ düşman ‘ addedilir. akademisyenler yeni buluş üzerine kitaplar yazarlar, medyada yeni bir dünyaya açılan kapılardan bahsedilir. Sokaktaki aptallar da bu yeniliklere hemen para verir. Örneğin ben. Bir balon şişirilir ve bu balon büyür büyür , sonunda da patlar. Küçük yatırımcılar kendi aptallıklarına kızar büyük firmalar batar ve bu arada birileri ganimeti toplar. Batan büyük firmalar % 90 ‘ ı bulur ama geriye kalan % 10 teknoloji piyasasına egemen olur. İnternette başlangıçta muazzam bir iletişim kolaylığı olarak heyecan yarattı ama şu anda sadece muazzam bir posta sistemi olarak kanıksandı. Evet, internetten phek çok bilgiye ulaşabilir, ansiklophedilere bakabiliriz ama eskiden de evlerimizde ansiklopedilere bakmıyor muyduk ? Kütüphanelerde bu tür bilgilere ulaşabiliyorduk ; hatta, belki de evden çıkıp kütüphaneye gitmek de bir gezinti oluyordu. Dijital teknoloji belki istediğim şeylere bizi ulaştırıyor ama gereksinimlerimizi sağlayamıyor maalesef.

… Gelecek bir ‘ anti – yaşam ‘ olarak önümüzde duruyor. Bizler gelecekte birtakım şeylerin daha iyi olacağı fikriyle susturuluyoruz. Gelecek , klasik Protestan anlayışındaki gülmekten eğlenmekten ve zevklerden uzak bir dönem olacağa benziyor ama bugün her şey, parlak bir gelecek vaadiyle insanlara satılıyor.

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir