web analytics

Yazarını Çöplükten Kurtaran Kitap

Çağımız hız , sürat çağı ya , her şey kolaylaştı artık. Bir tuşa dokunuyoruz , tüm bilgiler yağmur misali önümüzde beliriyor. Önce bilgisayarlar, ardından “netbook” , “ipad” gibi dokunmatik tablet bilgisayarlar ve cep telefonları yaşamımıza izin almadan giriverdiler . Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Acaba unuttuğumuz , gözden kaçırdığımız bir şeyler mi var ? 

Okulun kütüphanesine bir öğle vakti uğradım. Eski kitapların leziz kokuları arasında yazarlar ve şairler mezarlığında dolaştım. Fısıltılar birden kesiliverdi. Unutulmuş kitapların yazarları, üzerlerindeki şefkat dokunuşlarını hissettikçe yüzlerini döndüler, Anadolu’nun günebakan çiçekleri gibiydiler.

Kim demiş kitaplar sevinmez diye ? ! 

Kitaplar da okurlarını buldukça sevinir, gönenir, mutlululuk gözyaşını döker. Unutulmuşlar diyarına her düşen kitap , kültürel belleğimizde bir cinayet etkisi yaratacak güçtedir. Yayınevlerinin ara ara insanlığın kültür hazinesine katkıda bulunmuş şair ve yazarlarını yeni okurlarına tanıtması gerekir. 

Türk edebiyat dünyasında fabrikasyon üretim yapan birtakım yazarlar vardır. Medya desteği ile yelkenlerini doldurmuşlardır. Gösteri toplumunun bol ışık vurduğu kitaplarında bireye hiç bir katkısı olmayan kelime oyunlarıyla son derece kalın bir eser vücuda getirebilirler. Ama insanlığa ait bir sorunu ne derece yansıtabilirler ki ? Kuşkusuz yanılgı payımın olabileceğini inkar etmiyorum. Beni yukarıdaki satırları yazmama iten güç , kütüphanede bugüne kadar karşılaşmadığım bir eserin suratıma çarpan ifadeleri olmuştur.  Birazdan o kitabı da tanıtacağım. O kitap artık eskici dükkanında meraklısını bekliyor. 

Bu çarpıcı etki bu toprağın yazarlarında da vardı bir zamanlar. Örneğin bir Reşat Enis, bir Orhan Kemal , bir Fakir Baykurt . Aka Gündüz’ü de unutmamak gerekir ve daha niceleri. Şu zamanlar beğendiğim bir yazar da Mustafa Kutlu. Öykülerinde sıcak bir taraf görüyorum nedense. 

Efendim gelelim kitabımıza. Kitabımız Brezilya’dan geliyor. Yazarı Carolina Maria De Jesus. Adı : ÇÖPLÜK 

Görsel Colin Crowley’e aittir. Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır. http://www.flickr.com/photos/newbeatphoto/3726827048/

Brezilya’nın Sao Paulo şehrinin Favela denilen gece kondu mahallesinde babalarının bile kim olduğunu bilmediği üç çocuğu ile bir kulübede , aç, sefil, perişan bir hayat yaşayan yazarın günlüğü. Gün doğmadan yola çıkar, zengin mahallerindeki çöp tenekelerinden topladığı öte beriyi hurdacılara satarak elde ettiği üç, beş kuruşla kıt kanaat çocuklarını doyurmağa çalışmış. Yoksulluk ızdırabı öylesine canına tak etmiş ki sonunda, çöp tenekesinden çıkardığı iki kullanılmış ajandanın boş sayfalarına 1955 yılında bir gece, mum ışığında , 9 yıldır çektiği acıların destanını yazmağa başlamış. Dört sene devamlı fakirlerin hikayesini anlatan bu destanı, bir gün tesadüfen bir gazeci okur ve bundan sonra yazarın yaşamı “Yürü ya kulum ! ” sözünü haklı çıkartacak şekilde değişir. 

Favela Deyince : 

[vsw id=”lZrIoA5U-Ho” source=”youtube” width=”585″ height=”345″ autoplay=”no”]

 

[vsw id=”mS_PjwaqZYE&feature=related” source=”youtube” width=”585″ height=”345″ autoplay=”no”]

Çöp, çöplük, fakirlik konusunda post modern edebiyat ne der bilmiyorum, ancak konu üzerinde duran Türk yazarlarımız da kuşkusuz vardır. Örneğin Şebnem İşigüzel’in 2004 yılı baskısı olan Çöplük adlı kitabı bunlardan biri. Daha okumadım ama listeye aldığımı belirteyim. Öte yandan sanayileşen ülkemizin kartvizitini bıraktığı bölgelerimiz, mahallelerimiz, beldelerimiz de var. Fatih Akın’ın “Cennetteki Çöplük” adlı belgeseli de bunlardan biri. 

[vsw id=”MJmFQLOB2bA” source=”youtube” width=”585″ height=”345″ autoplay=”no”]

Son olarak Yönetmen Lucy Walker’in yaptığı bol ödüllü (  2011 Oscar adayı, 2010 Berlin İnsan Hakları Ödülü, Panorama–İzleyici Ödülü, 2010 Seattle En İyi Belgesel, 2010 Sundance İzleyici Ödülü sahibi )  “Çöplük/Wasteland” i de eklemeden geçmeyelim.

Carolina Maria De Jesus’un yaşadığı bu dram bir insanlık ayıbı kuşkusuz. Ancak kapitalizmin öyle ayıp felan dinlediği de yok. Para hırsı oldukça , harislik oldukça fakirlik bitmeyecek.  Ülkemizde de bu görüntüleri fazlasıyla görmek mümkün. Artan yoksulluk bizlerden de bir şeyler alıp götürüyor.  İnsan üzülüyor , bunca yoksulluğumuza bunca kahredilmişliğimize. Bununla ilgili yanılmıyorsam 2008 yılında Yoksullukla mücadele günü düzenlemişti. Sayın Süleyman Sönmez konuyu gündemine taşımıştı. İşte o yazı : Yoksulluğu Bitirmek İçin Ayağa Kalkın  

[vsw id=”1529825″ source=”vimeo” width=”585″ height=”345″ autoplay=”no”]

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir