web analytics

İkinci Dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

Sonraki yıllarda egemenliğine alacağı ülkeler ile 1939 yılının büyük Almanya'sı.
Sonraki yıllarda egemenliğine alacağı ülkeler ile 1939 yılının büyük Almanya’sı.

1919‘dan 1939’a kadar AVRUPA 

Versailles Antlaşması Almanya’nın aleyhine bir antlaşmaydı. 1920 yılında Avrupa’nın içinde bulunduğu özel ekonomik ve sosyal şartlar da yeni bir dünya savaşına doğru gidişin habercisiydi. Hemen hemen tüm devletlerin tarımı ve sanayisi yerle bir olmuş, yıkılmıştı. Birçok ülkede binlerce kişinin ölümüne yol açan, korku verici salgın hastalıklar günden güne yaygınlaşıyordu. milyonlarca asker, cephede yitirdiği yıllarına yeniden başlamak, huzur içinde yaşamını sürdürmek üzere evlerine dönüyordu. Fakat sanayide iş alanları gittikçe azalıyordu. El emeğinin, el işçiliğinin yerini makineler almaktaydı. Bu durum da doğal olarak halk kütleleri arasında işsizliğe, yoksulluğa ve hoşnutsuzluğa yol açıyordu.  İşte bütün bu karışık ekonomik ve sosyal panoramaya bir de politik durumu ekleyecek olursak, savaş sonrası yıllarının Avrupa’da ne tür etkilere yol açtığını ; zamanla bazı diktatörlüklerin oluşmasına neden önayak olduğunu anlayabiliriz.

ÜÇ BÜYÜK DÖNEM 

1919 – 1939 Yılları arasındaki Avrupa tarihinin bir tablosunu hazırlamak gerekirse, bu 20 yıllık süreyi 3 dönemi ayırabiliriz. 

[Htab]
[tab title=”1919‘dan 1924’e kadar :“]

 Savaş sonrasının karışık yılları. Birçok Avrupa devletinde diktatörlükler…

[/tab]
[tab title=”1924‘ten 1929’a kadar “]

 Ekonomik ve politik yaşamda sakin bir dönem. Barış, Avrupa’da artık kesinleşmiş gibidir. 

[/tab]
[tab title=”1929‘dan 1939’a kadar : “]

İkinci Dünya Savaşı’na ve tüm Avrupa’nın karışıklığına yol açacak trajik 10 yıl. 

[/tab]
[/Htab]

Savaş sonrası yılları, gerek ekonomik gerekse politik yönden zor bir dönemdi. Tüm devletler, savaşın getirdiği sorunları çözümleyerek eski normak yaşamlarına dönmek için güç bir savaşıma girmişlerdi. Silahsızlık, ülke sınırları, ödenmesi gereken borçlar , ülke içinde bulunan yabancı uyruklu halklar, en önemli sorunları oluşturuyordu. Bu ara devlet yönetiminde de bazı karışıklıklar, kötü durumların ortaya çıkması söz konusuydu. Bir devletin yaşamı karışıklık içinde bulunduğu zaman, çoğu kez her şeyi düzene koyacak zeki, kararlı ve kuvvetli bir adam ortaya çıkar. Çoğu kez bu amacında başarıya ulaşır. Fakat bazen bu başarı, halkın özgürlüğüne malolabilir. Böylece birçok Avrupa devletinde hükümet rejiminde birtakım değişiklikler meydana geldi. Otoriter rejimler gerçekleştirildi. Rusya’da Lenin’in komünist hükümeti, çarlığın savunucularını ( “ kızıl “ komünistlere karşılık, bunlara “ beyazlar “ adı verilir ) yenilgiye uğrattı ve diktatörlük kuruldu. Lenin, 1924 yılında öldüğü zaman başa Stalin geldi. Stalin, ölünceye kadar S.S.C.B.‘nin başında kaldı. 

Diktatörlük rejimi, 1920’de Polonya, 1919’da Macaristan, 1923’te İspanya, 1926’da Portekiz’de yerleşti. Almanya’da 1919 yılında federal “ Alman Cumhuriyeti “ ilan edildi. Bu hükümet, daha ilk günlerden birtakım karışıklıklar içine girmişti. İşte bu dönemde Adolf Hitler adında, Avusturya asıllı, tanınmamış bir siyaset adamı ortaya çıktı. “ Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi “ ni kurdu. Daha sonra bu parti “ Nazi Partisi “ oldu. 1923 yılında Hitler, ilk kez iktidarı ele geçirme denemesinde bulundu. Fakat başarılı olamadı. Ancak çok geçmeden Almanya’nın diktatör başkanı olmayı başaracağı da şüphe götürmez bir gerçekti. Bu arada İtalya’da bir başka diktatörlük , “Faşizm* gelişiyordu.

1924 – 1929 YILLARI 

Yılların yavaş yavaş akışıyla birlikte Avrupa, güç de olsa esi huzurunu yeniden bulmaya başlamıştı. Savaşın yarattığı kinler siliniyor ve uluslar tekrar birbirlerine yaklaşıyorlardı. Bu arada “ kedi ve köpek “ , Almanya ve Fransa birbirine yaklaşmaktaydı. Bu iyi dönemin başlangıcı, 1924 yılına rastlar. 

Bir sonraki yıl, Locarno’da savaş sonrasının en önemli uluslararası konferansı toplandı. Bu konferansa, hemen hemen eşit haklarla Alman delegeleri de katıltımıştı. 

16 Ekim 1925’te imzalanan bu barışa göre İngiltere, İtalya, Fransa, Belçika, Almanya, Polonya ile Çekoslavakya, Versailles Antlaşması’nın şartlarına kesin olarak uyacaklardı. Diğer taraftan Fransa ve Almanya kendi aralarında bir dostluk politikasına girişmişlerdi. Bu nedenle Fransa, daha önce işgal ettiği Ruhr ve Renania topraklarından vazgeçti. 

Her şey gayet iyi gidiyor ; yeni yeni dostluklar gelişiyordu. hatta üç yıl sonra Paris’te imzalanan Briand – Kellog Antlaşması’yla dostluklar daha da kuvvetlendirildi . 

Paris'te Briand - Kellog Antlaşması'nın imzalanması
Paris’te Briand – Kellog Antlaşması’nın imzalanması

BRİAND – KELLOG ANTLAŞMASI : 

16 devletin temsilcileri tarafında imzalanarak yürürlüğe kondu. Daha sonra hemen hemen tüm dünya ulusları ( Rusya da dahil olmak üzere ) bu antlaşmaya katıldılar. Buna göre savaş, 60 kadar devlet tarafından kanun dışı sayılıyor ve her türlü silahlı saldırının karşısına çıkılacağı kararında birleşiliyordu. 

Acaba tüm uluslar, davranışlarında gerçekten samimi miydiler ? Hep birlikte vardıkalrı kararın doğruluğuna gerçekten inanıyorlar mıydı ? bu sorulara verilecek tek yanıt , hayır olacaktır. Çünkü tüm güzel sözlere ve hatta tüm iyi kararlara rağmen hükümetler, birbirlerinden şüphelenmeye edvam ediyor v etabii bu durumda silahlanıyorlardı. Fkata görünüşte her şey sakindi. Sanki artık tüm Avrupa, hatta tüm dünyada barış sağlanmış gibiydi. Bunun yanında her şeyden başka ekonomik alanda da büyük bir düzen kurulmuştu. 

 

[youtube url=”http://www.youtube.com/watch?v=NvRsA-Tubho” width=”560″ height=”315″]

TRAJİK OLAYLARLA DOLU ON YIL  / 1929-1939

1934’te bir şiddet politikasına girişerek ülkesini askeri bir kuvvet haline getiren Alman diktatörü Adolf Htler, “ Führer “ en yeni teknik esaslara göre Alman ordusunu düzenledi ve en modern savaş araçlarıya donattı.
1934’te bir şiddet politikasına girişerek ülkesini askeri bir kuvvet haline getiren Alman diktatörü Adolf Htler, “ Führer “ en yeni teknik esaslara göre Alman ordusunu düzenledi ve en modern savaş araçlarıya donattı.

1929 BUNALIMI : Avrupa’nın ekonomik durumu, adeta açılması olanaksız, dolaşık bir saç yumağı haline gelmişti. 1929 ekonomik buhranı, gerçekten tüm dünya ülkeleri için büyük bir felaketti. Ekonomistlar, karmaşık kuramlarla bu durumu açıklamaya çalışıyorlardı. Ancak bir yargıya ulaşmak gerekirse o da , tüm devletlerin içinde bulunduğu bu buhranın, Birinci Dünya SAvaşı’nın kaçınılmaz bir sonucu olduğudur.

Hükümetler, çatışmanın yol açtığı yoksulluğu önlemek için olağanüstü önlemler alma yoluna gidiyorlardı. Fakat bu kötü durumun önüne geçmek günden güne zorlaşıyordu. Önlemler de işe yaramaz hale geldiği vakti, yıkılma zamanı gelip çatmıştı. Ücretler düşüyor, tarım ürünleri değerlerini yitiriyor; her çeşit endüstri alanında milyonlarca işçi işten çıkarılıyordu. Batı ülekelrindeki işsiz sayısı, 30 milyona ulaşmıştı ! 

NAZİ ÜSTÜNLÜĞÜ : Dünya ekonomik bunalımı, tüm devletler için ağır sonuçlar doğurmuştu. Fakat Almanya için daha da korkunç sonuçlar ortaya çıkmıştı. Alman endüstrisi , Amerika’lılar ve İngilizler’in yaptığı para yardımlarıyla yaşamını sürdürebiliyordu. Ekonomik bunalım sonucunda bu çok değerli yardımlar kesildi. Bu da, almanya için bir yıkımdı. Çok geçmeden Almanya’da yoksulluk içinde yaşayan 6 milyon işsiz ortaya çıktı.

İşte Almanya’nın tüm umutlarını yitirdiği bu kötü dönemde Hitler ortaya çıktı. Tüm iktidarı ele geçirmeye karar vermişti. 1930 seçimlerinde partisi 6 milyon oy aldı. Hitler, 1932 yılında Devlet Başkanlığı seçimlerinde yenilgiye uğradı. Fakat iki yıl sonra eski Cumhurbaşkanı Hindenburg’un ölümü üzerine devletin başına geçti. Kendisine “ FÜHRER “ ismini verdi. Artık Almanya’nın diktatör başkanıydı. Tüm Alman Ordusu ona bağlılık yemini etti. Ancak bu, hükümet ya da vatan için içilen bir ant değil, Yüce Komutan hitler’in kişiliği karşısında edilen bir sadakat yeminiydi. Hitler, o andan başlayarak tüm ülkeyi avucunun içine aldı. Böylece 1934 yılında , ileride İkinci Dünya SAvaşı’nın başlıca nedeni olacak hitler diktatörlüğü başlamıştır. 

SAVAŞA DOĞRU YARIŞ : Her şey 5 yıl içinde gelişti. Hitler, Almanya’yı dünyanın en güçlü devleti yapacağı fikrinden hareket eden bir fanatikti. Hiç zaman kaybetmeden bir kuvvet ve şiddet politikasına girişti. Almanya’yı güçlü bir şekilde silahlandırmaya başladı. Birkaç yıl içierisinde ülkesini, yıkılması zor büyük bir askeri güç haline getirmişti. 1936 yılında Hitler, İtalya ile “ ROMA – BERLİN ANTLAŞMASI “ adı verilen politik – askeri bağlaşıklık imzaladı. daha sonra yayılmaya programına başladı. İlk adımda Avusturya’yı işgal etmeye karar verdi. 1937 yılı ile 1938’in ilk aylarında Avusturya’da gösteriler düzenledi ; karışıklıklar, ayaklanmalar çıkardı. nihayet i1938’in 14 Mart günü Alman askeri birlikleri, Avusturya’ya girdiler. Ülke tamamen işgal edildi. Bir sonraki gün Avusturya’nın Almanya’ya katıldığı, bütün dünyaya resmen ilan edildi. Hala Hitler’le bir anlaşmaya varma umudunu yitirmemiş olan Batılı kuvvetler ( özellikle İngiltere ve Fransa ) Avusturya’nın ilhakını tanımak zorunda kaldılar. bundan sonra Hitler, üç milyon  kadar Alman’ın yaşadığı Çekoslavakya ile ilgili birtakım tasarımlara girişti. Nihayet 1939 Martında Çekoslovakya’yı işgal işgal etti. Ne yazık ki bu işgal tarihi artık barışın son yılıydı.

SAVAŞ YILI :  Tüm dünya alarma geçmişti. 1936‘dan beri son derece kanlı bir iç savaş tüm İspanya’yı karıştırmaya devam ediyordu. İki cepheye ayrılmış İspanyollar üç yıldan beri birbirleri ile savaşıyorlardı. Savaş, 1929 yılının Mart ayında Franko kuvvetlerinin zaferiyle son buldu. Tam o günlerde Hitler de, Çekoslavakya’ya girmişti. Fakat Avrupa’da barış artık sağlanamayacaktı. Çare savaştı.

Gerçekten Hitler, bakışlarını Polonya’ya çevirdiği zaman İngiltere ve Fransa, her türlü karşı koymaya hazırdı. hitler, Polonya’dan Danzig şehrini ve belli bir toprak şeridini ( koridorunu ) istedi. 1939 yılının Ağustos ayında tüm dünya üzerinde savaşın dondurucu rüzgarı esmeye başlamıştı. papa, bazı devlet başkanları v ehükümet ileri gelenleri, barışsal bir çözüme gidilmesini önerdiyseler de, hiç bir şey fayda etmedi. 23 Ağustos’ta Hitler, şaşırtıcı bir davranışta bulundu ve Sovyetler birliği ile Saldırmazlık Antlaşması imzaladı. Buna göre taraflardan biri, savaşa girdiğ ivakit diğeri onu destekleyecekti.

Gerçekte Stalin ile Hitler arasında Polonya’yı paylaşmak için imzalanmış olan bu antlaşma, Avrupa için korkunç bir sürpriz oldu. Böylece Alman diktörü, son korkunç çılgınlığını da yaptı. 1 Eylül 1939’de Alman birliklerine Polonya sınırlarını geçme ve doğuya doğru ilerlem buyruğunu verdi ! Bu hareket Polonya’nın zaptı demekti. İki gün sonra İngiltere ve Fransa, Almanya’ya savaş ilan ettiler. Birkaç kişinin suçu yüzünden dünya, bir kez daha büyük felaketlerin içine düşmüştü. İkinci Dünya Savaşı başlıyordu. milyonlarca insan ölecek, Avrupa yıkılacaktı.

About the author: admin

Meslek hayatına devam ediyor. Şu sıralar kitap okumaktan başka bir şey yaptığı yok , Photoshop ve Adobe serisinin programları ile ilgilenmekte ancak anlamıyor.Bilişim dünyasından kopamasa da " bu kadar dijital nereye kadar ağbi ? " diyecek kadar protest bir tavra sahip.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir