www.tarihiblog.com

Gerçek,özgürleştirir.

Hos Geldiniz


Bu günlük , Kişisel Web blog uğraşısında kendi halinde bir limandan öteye geçmek arzusunda değildir. Büyük ve iddialı yazılar ve bilgiler vermek gibi bir çabası da olmayacaktır. Sadece hayata karşı duruşunu , duyuşunu ön plâna çıkartan bir ses olmak için uğraş verecektir.

“Mustafa’nın mimarı” Can Dündar bu gizli İngiliz Belgesinden haberdar mı ?

Yazan: admin Tarih: Eki 31st, 2008 | Kategori:: Güncel

Can Dündar’ın yeni belgesel filmi ‘ Mustafa ‘ bütün yurtta görücüye çıktı. Belgesel filme eleştiriler geldiğine göre şimdiden hayal kırıklığı yaşamaya başladık demektir. Öncelikle filmin isim babasının kendisi olmadığını buradan bildirelim. Yeniçağ gazetesi’nin yazdığı habere göre kitabın isim babası Rakım Çalapala’nın “Mustafa” adlı romanından esinlenmiş. Can Dündar , en azından bir jest yapıp bu değerli yazarımızı da anıp değerli hatırasına da hürmet gösterebilirdi. Bununla birlikte yapılan eleştirilere bakıldığında belgeselin içeriği aynı Tolga Örnek’in Çanakkale zaferini bir tür Anzak zaferine dönüştüren bir anlayışın uzantısı bu belgesel film de Türk milletine karşı yapılan bir psikolojik harp hüviyetine bürünmüştür. Bir biçimde Mustafa Kemal adı gelecek nesillerin gözünde silikleştirilmekte, Türk milletinin gönül sarayından atmak için çok çirkin taktiklere başvurulmaktadır. Öte yandan belgesel içeriğinde söylenmese dahi , ucu açık bırakılan ve seyircilerin boşlukları kendilerince doldurulabilecek bölücülere özerklik adına Kemal Paşa üzerinden atış yapılması tam anlamıyle Türk milleti üzerinde yapılan bir operasyondur.  Bu küçük blogtan bu saptamayı yaparak sizlere OdaTv ‘den aldığım aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Cumhuriyetimiz İçin

Yazan: admin Tarih: Eki 29th, 2008 | Kategori:: Hayat

19 Mayıs 1919 ‘da Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadeleyi başlatıp, 29 Ekim 1923 tarihinde de ” Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. ” diyerek ilan ettiği Cumhuriyet, Türk Milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.

Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Halk kendi kendisini yönetme yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde yurttaşların seçme ve seçilme hakkı vardır. Devlet yönetimi, sınıfların, kişilerin ailelerin, bir zümrenin eline bırakılamaz. Milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir. Çünkü cumhuriyet yönetiminde bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir.

Cumhuriyetin en büyük erdemi, Türk toplumunu ulus olma bilincine kavuşturması ve bireyi yurttaş konumuna yükseltmesidir. Ulusumuz, Cumhuriyetle birlikte ulusal bir devletin, onurlu, özgürce düşünebilen ve eşit haklara sahip yurttaşları haline gelmiş, devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur.

Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği çağdaş uygar ülke olma yolunda lâik, demokratir Cumhuriyet rejimi ile katettiğimiz mesafe küçümsenecek gibi değildir. Cumhuriyet bize ulus olma, dünya milletlerinin onurlu bir üyesi olma bilincini kazandırmıştır.

Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinin 85 yıllık öyküsü bir başarı, bir uygarlaşma öyküsüdür. Cumhuriyetin başarıları ile haklı bir gurur duyuyoruz. Bu gün Türkiye, İslâm dünyasındaki tek lâik ve demokratik Cumhuriyet, çağdaş bir ülke, yaşanan ekonomik krizlere , biyolojik saldırılara, ekonomisinin yabancı ellere teslim edilmesine rağmen,küresel dünyanın oyuncuları tarafından dayatılan Ilımlı İslâm ve toplumun dinselleştirilmesine , bölücü terör örgütü ile uğraşmasına rağmen, dünyanın merkezinde yer alan önemli bir ülkedir. Ulusumuza ve Cumhuriyetimize , Atatürk devrimlerine yönelik ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunmaktayız. İç ve dış odaklardan gelen hain saldırılar sonucu devletimiz ve ulusumuzun birlik ve bütünlüğünü bozacak eylemleri hep birlikte izlemekteyiz. Ulusumuzu kardeş kavgasına sürüklemeye çalışan emperyalist devletlerin emperyal odakları 19. yüzyılda hayata geçiremedikleri Sevr Antlaşması’nı yeniden önümüze sürmekte, varlık nedenimiz olan Lozan Antlaşması’nı yeniden tartışmaya açan yapılanmalar içerisine girmişlerdir. Bu noktada artık her bir Türk evladının uyanık olma ve sorgulama zorunluluğu vardır. Dünyanın büyük devletleri ulus olma sürecini yaşadıkları için güçlü bir konumdadır. Biz de ulus olma bilincini başta Mustafa Kemal Paşa ‘ ya ve yüce Türk milletine borçluyuz. 21. yüzyılda güçlü bir Türkiye’nin varlığı ancak ve ancak ümmet bilincinden sıyrılıp ULUS bilincine vardıkça oluşacaktır. Unutulmamalıdır ki Türklerin sağlam yapısını bozacak odaklar bu gün hiç boş durmamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti lâik ve demokratik anlayıştan , Hukuktan ve anayasadan taviz veremez. Namusumuzu , haysiyetimizi kurtarmak için yola çıkan Mustafa Kemal ‘den ve hatırasından uzaklaşamaz. Basındaki bazı vatansızların tüm uğraşlarına rağmen namusu ve şerefiyle yaşayan biz sıradan vatandaşın tek bir amacı olmalıdır. Irak’ta olanları hepimiz izliyoruz. Müslümanlara yapılan onca saldırılar, İslam mabedlerine yapılan onca kıyımlar , gözümüzün önünde durmakta. Bu nedenle Cumhuriyetimizden, ulusumuzdan, vatanımızdan, insanımızdan , Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden , Atatürk devrimlerinden vazgeçemeyiz. Bizim varlık nedenlerimizdir bunlar.

Cumhuriyet, demokrasiyi geliştiren en en iyi sistemdir. Kişinin hak ve özgürlükleri ancak bu sistem içinde güvencede olabilir. Türk Milleti Cumhuriyet’e bağlanıp, onu yüceltip geliştirmek zorundadır. Demokrasinin nimetlerinden yararlanacağız ve ulusumuzu Cumhuriyet ve demokrasinin açtığı yoldan aydınlık yarınlara taşıyacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin 85 . kuruluş yıldönümünü yürekten kutlarım. Sevgili Atatürk’ümüzü ve canlarını bu vatan için siper etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anarım.

Ne mutlu Türküm diyene !

[vimeo][/vimeo]

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Özel Arama