Pucaramanta

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

pucaramantaKocaeli Kitap Fuarında idim. İstanbul , Bursa ve İzmir ‘e nazaran buradaki fuar etkinliği bana kalırsa biraz daha sönük geçiyor . Büyükşehir’in reklam çalışmalarında biraz daha etkin bir yol izlemesi gerekmekte. Hafta içi fuar sakin idi. Elimde torbalarla kitap almış olarak çıktım. Beni etkileyen ve de bu gün için gerçekten değdi diyebileceğim en güzel süpriz galiba PUCARAMANTA adlı grubun performansını izlemek oldu. Daha önce hiç duymamıştım. Net aleminde biraz dolaştım. Meğersem Saba Tümer’in programına konuk bile olmuş. NTV ‘ye çıkmış. Grubun bir üyesi de Türk. Malatyalı imiş ve üniversitede okuyor. Dikkat ettim grup üyeleri pek fazla gülmüyor. Ciddi duruşları beni etkiledi. İlk kez fotoğraf makinemi ve kamaremı almadığıma pişman oldum. Bu blogtan Kızılderili dünyasına ve Peru halkına selam olsun.


18 Mart Çanakkale Deniz Savaşları

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

canakkale-zaferiTürk Ulusu ve onun bağrından çıkan Anadolu’nun aydınlık yüzlü evlatları , vatanına ve namusuna uzanmış namahrem eli kırmak için Çanakkale’ye koşmuş dedelerinin ruhuna bir nebze dokunabilmek adına  bu gün buradadır.  Hazır bulunduğunuz için sizlere tüm şehitlerimiz adına teşekkür ederiz.

Bizim bu günkü vatanseverliğimiz Çanakkale’de yurt savunan ,  etten kale haline gelen ve o gördüğümüz muazzam şehitliği dolduran muhterem insanlar sayesinde olmuştur.  Her ulusun tarihinde Çanakkale gibi büyük zaferler görülmez.  Çanakkale’de yaşanılan dünya tarihinde tüm ulusların imrenebileceği ,
altın sayfalarla yazılmış bir direniştir. Bu günkü vatanımızda bağımsız yaşayabiliyorsak eğer bunun bedelinin önce Çanakkale’de sonrada İstiklâl Savaşımızda ödendiği gerçeğini sürekli haykırmamız gerekmektedir. Read the rest of this entry »

12 MART VE İSTİKLÂL MARŞI’NIN KABULÜ

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

İStiklâl Marşı Merhaba Tarihiblog okurları , uzun zamandır siteye gereken ilgiyi gösteremedim. Ama umarım bugünkü yazımızla bu durumu aşıp yeni başlangıçlara yelken açabiliriz. Yarın İstiklâl Marşımızın kabulünün 89. yıldönümünü kutlayacağız. Aynı zamanda Değerli şairimiz Mehmet AKif’i anacağız. Bu tür anma programlarında yazıyı kısa sürede yazmak ve o yazının içine o ruhu katabilmek zor olur. Bir yazının doğumu sancılı olduğu gibi kelimelerin içine verilecek anlam da o derecede güç olacaktır. Bu sebepten bu günkü yazım için epey bir düzenleme yaptım diyebilirim. Umudum odur ki yazının hakkını verebilmişizdir.  Bu siteyi ziyaret eden ziyaretçilerimiz için de naçizane bir katkımız olur inancını taşımaktayım.

Read the rest of this entry »

Celâli İsyanları ve Kuyucu Murat Paşa

Osmanlı Tarihinde Celâli isyanları olarak bilinen Anadoludaki isyan hareketlerinin temelinde değişen dünya ekonomik şartlarının büyük etkisi olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Özellikle Avrupa’dan bol miktarda Osmanlı topraklarına gümüş gelmesi , osmanlı iç piyasasındaki enflasyon olgusunu artırmış sabit bir gelire sahip olan Tımar Sitemi üzerindeki askerîler sınıfını etkilemiştir. Bununla birlikte Avrupa’da değişen askeri sitemdeki anlayış farkı Osmanlı’yı daha Avusturya savaşlarında  ciddi bir arayışa yöneltmiştir. Bu savaşlar sırasında Osmanlı askerinin tımar sisteminden gelen atlı süvari askerleri Avrupa’nın tüfekli askeri karşısında zor durumda kalmıştır . Read the rest of this entry »

Muavenet Şehitlerimiz Unutuldu

Amerikan uçak gemisi SARATOGA 1992′de tatbikat sırasında, Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı MUAVENET’i vurdu.

5 şehit 22 yaralı verdik, gemimiz hurdaya ayrıldı.

Sivil-askeri hiç kimse bu olayı ve şehitlerimizi, gazilerimizi anmadı.

Çuvaldan daha büyük bu olayı anlamak istiyorsanız, aşağıda 2003′te Tuncer Bahçivan tarafından yapılmış MUAVENET belgeselini seyredin seyrettirin.





Not : www.acikistihbarat.com sitesinden alınmıştır. Kendilerine teşekkür ederiz.


Makinelere Bağımlı Kalmayın

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

nmo3594mpvn0Bugüne kadar icat edilmiş makinelerin günlük işlerimizi hafifletip hafifletmediği tartışmalı bir konudur … Makineler monoton işlerle daha çok insanı masa başına bağlarken , pek çok üretici ve diğer kesimi zengin etmiştir.  ( ,john Stuart Mill, Ekonomi Politiğin İlkeleri , 1848 )

Makineleri bir çare olarak görüp bir tür makineleşmiş kölelerden medet ummak, endüstri çağının düş kırıklığı oldu. Bizler felsefe kitaplarına gömülüp içkilerimizi içerek seks yaparken, robotların her türlü işimizi yürüteceği ütopyası asla gerçekleşmedi. Read the rest of this entry »

Çetin Alp , Opera ve Eurovizyon

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

cetnalpdy9Bu yazıyı yazmamdaki vesile sabah TRT ‘nin Nostalji adlı müzik programı olmuştur.

Güçlü bariton sesiyle sahneye çıkan Çetin Alp büyük bir heyecanla şarkısını söylemiş , iş puanlamaya gelince şarkımız puan alamamıştı. Tabi o zamanki Türk kamuoyu başarıya olan ihtiyacı had safhadaydı.

Avrupa’ya kendini kabul ettirme gibi bir derdi de vardı. Bilemiyorduk Avrupa’nın bu güdük kalmış yarışma programının hiç bir önemi olmadığını. Zavallı Çetin Alp , yıllarca Pop kültürüne yeni yeni uyanmış o zaman ki Televole mantığı eleştirmenlerince yerden yere vurulmuş ve o güzel insanı belki de en verimli olabilecek çağında küstürmüştü. Hiç kimse o sözü yazan şarkı sözü yazarını eleştirmedi, o şarkıyı düzenleyen kişiyi eleştirmedi. Tabi bu satırlardan diğerlerini de yerden yere vurmak gerekmez ama bu işin günahını neden yıllarca rahmetli  Çetin Alp’e yükledik ki ? Bana kalırsa Türk Pop Tarihi yazılacaksa ya da bu işe soyunmak isteyen varsa bir zahmet işe insani açıdan yaklaşsın da Çetin ALp’e  değerini versin. Bize ne Erovizyondaki puanlama sisteminden ? Sertap Erener ” Her yerde yaparım ” diyerek birinciliği aldı da ne oldu ?  O yıllarda çocuktuk , ancak anımsıyorum bana kalırsa şarkı gerçekten güzeldi . Hele Çetin Alp’in sahnedeki figürleri beni büyülemişti. Zavallı Çetin Alp ‘i küstürdük ve verimli olabilecek çağında kaybettik. Kına yaksın o vıttırı vızık Pop eleştirmenleri. Zaten onları da kimsenin salladığı yok. Onlar Boğazda soğuk viskilerini yudumlayıp kibirle ‘ ne güzel iş yaptık ‘ diye kadehlerini tokuştursunlar . Nuri Alço ağbim inşallah onların içkilerine ilaç katar …

Tatil Biterken

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

Tv TarlasıMerhabalar !…

On beş günlük okul tatilinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.  Bütün yurdu etkisi altına almış olan soğuk havalar İzmir ‘e de uğradı. Dışarıya çıkmak mümkün olmadı. Vaktimin çoğunluğunu kitapçılarda geçirdim desem yalan olmaz. Kocaeli’nden mebzul miktarda kitap  , okunacak dergi ve kesilmiş yazılar getirmeme rağmen bir türlü açıp ta okuyamadım. Bu tatilde beni en çok mutlu eden iki şey oldu . Birincisi sevgili arkadaşım, dostum Tolga Öner ‘in bana verdiği Doğan Avcıoğlu’nun Türklerin Tarihi ,Milli Kurtuluş Tarihi ve Türkiye’nin Düzeni adlı kitapları hediye etmesi oldu . Kütüphanemin en güzel yerinde onlar için yer ayırttım bile. İkincisi yıllar önce mezun olduğum Karşıyaka Ticaret Lİsesi’ndeki okul ve sınıf arkadaşlarım ile buluşmam idi. Zaman ne hızlı akmış . Ama hepimiz ilk gün ki gibi heyecanlı, mutlu  idik. Videolar çoktan facebook sosyal paylaşım sitesinde yerini aldı . Arkadaşlarım ile buluşmanın verdiği mutlluluk ile sanırım bu ikinci dönemi bitirebilirim.

Bu aralar yanda görmüş olduğunuz kitaptan “ Özgürlüğün Manifestosu ”  notlar çıkarıyorum. İçinde bulunduğumuz kapitalist sisteme son derece keskin eleştiriler yönelten bu kitabı okuduğumda hemen çarpıldığımı itiraf etmeden geçemeyeceğim. Yaşanan olaylar kitabı haklı çıkarırcasına keskin gözlemlerde bulunuyor. Kapitalizmin bir tür tefecilik olduğunu , endüstrileşmenin ise kölelik olduğuna dair sözcükler yazar tarafından savunuluyor. Tüketim toplumunda yaşayan bireylerin bir süre sonra bu aşırı tüketim ,  emtia yoğunluğu ve üretim ilişkilerinin baskıcı , yıkıcı etkileri karşısında insanın özelde bireyin tasa ve kaygılara gömüldüğünü savunan kitap ufuk açıyor. Örnek vermek gerekirse , Tv bir hizmet kurumu olarak tanıtılır ama asıl yaptığı şey bizi sürekli kendi yaşamımızdan uzaklaştırarak dışarıda bir dünyaya itmektedir. Bu , bizi korkutur , ihtiyacımız olmayan ürünleri almaya iter. Sonuçta , paraya tapınır hale geliriz. Tv izlemek , insanın kendini yararsız hissetmesine neden olur, çünki orada uzmanlar her şeyin en iyisini yapar. Kendimizi özgür hissetmek istiyorsak TV ‘leri çöp sepetine atmanın vakti geldiğidir.  Bu konuya ileride bu küçük web günlüğünden devam etmeye çalışacağım.

Hooo….Hooo. Yeni Yıl Geldi…

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

noel-baba-ve-ren-geyiği

Türkiye’de yıbaşı kutlamalarının topluma mâl olmasında galiba 1980 ‘li yıllarda   tüketim toplumunun temellerinin atılmasıyla hızlandı. Ondan önce , 70 ‘li yıllarda Orhan Gencebay, Zeki Müren  ve dansöz ödüllü TRT  televizyon programlarının ve Milli Piyango’nun  büyük ikramiyelerinin de katkısı olmuştur. O yıllarda her evde şimdi belki de yüzüne bakılmayan Tombala oyunları ve de Tv ‘deki bol şarkılı göbek havaları olurdu. Gecenin yıldızı , Sanat güneşimiz Zeki Müren idi. Saatler 24′ü gösterdiğinde ışıklar söndürülür evdeki herkes öpüşür birbirimize iyi yıllar dilerdik.

Noel Baba’nın tebrik kartlarından vitrinlere akması ve oradan sokağa inmesi zaman içerisinde olmuştur. Şimdilerde ortalık kırmızı beyaz elbisesiyle noel babalardan geçilmiyor. Evet Türkiye’de çocuklar  Noel Baba’dan oyuncak istemiyorlar ama asıl korkutucu olan bana göre Noel Baba’nın kimliğinin unutulması. Sonuçta Hıristiyan bir aziz olarak kabul ediliyor. Hıristiyanlık bilinçaltının önemli bir figüranı.  Ama yine de işin en güzel yanı hayatımızda hiç önem vermediğimiz hediyeleşme davranışı ve çocukların o güzel ruhlarına dokunuş tarzı. İşte bu unutulmaması gereken yan. Bu yüzden Noel Baba’nın hediyeler vermesini özlüyorum.  Belki de bizler o adımı atıp geleceğimize yönelen evlatlarımıza sahip çıkarız. Bu ülkede o kadar çok hediye almamış çocuklarımız var ki …

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

Noel BabaAziz Nikolas, Arupalı adıyla Santa Claus dördüncü yüzyılda Likya’da yaşamıştır. Yani bizim toprakların çocuğudur. Yaşadığı yer olarak Akdeniz kıyısında Teke yarımadasında ömür sürmüştür. Bugünkü Demre’de piskopos olarak atanan , birçok insana Hristiyanlığı kabul ettirmiş ve hapse atılıp işkenceye uğramıştır. Constantin  Hıristiyanlığı kabul edince kurtularak 325 yılında İznik’te toplanan Konsile katıldığına inanılmaktadır. 6 Aralık 342 yılında öldüğü kabul edilen Aziz Nikola, rusya, yunanistan ve Sicilya’nın koruyucu azizi olarak kabul edilmektedir.

Aziz Nikola ortaçağda çocukların da koruyucusu olarak kabul edildiği için bu gün çok sık olarak vurgulanan Noel Baba ve çocuk figürü ve de hediye kültürü bütün dünyada yaygınlaşmıştır. Üzerinde gördüğümüz kırmızı beyz piskopos kıyafetidir.  Noel Baba’nın kızağını çeken ren geyiklerinin yılbaşı ve noelde bir figür olarak gösterilmesi tamamıyle bir pazarlama dehasının ürünüdür. Amerika’da Chicago mağazasının satışlarını artırmak için yenilik yapmak isteyen bir reklam yazarının elinden çıkmış oldu.

Kısacası hayat hikâyesi böyle . Konu ile ilgili daha geniş özet www.webdetarih.com‘da olacak.

bu küçük blogtan biz de peygamber efendimizi unutmayalım ve buradan selam gönderelim. Ne diyordu : ” Hediyeleşin !…”

Sevgiye kalın.

Yeni Yıl

powered by WordPress Multibox Plugin v1.3.5

Merhaba Sevgili Dostlar ,

2010 senesi bizim küçük blogumuz için galiba felaket bir yıl oldu . Nedeni basit ? Ha bugün ha yarın yedek alacağım derken , sınır ötesi bir siber saldırı sonucu yerle bir oldu sitemiz ve o kadar çok emek verip yazdığımız yazılar , resimler ve videolar da  ne yazık ki kayboldu gitti. Üzüntüm büyük . Ama hayat dediğiniz nedir ki zaten . Yeniden ayağa kalkıp yürümesini bilmek değil midir ? Böyle diyorum ama inanın büyük bir şokun içerisindeyim hâlâ. Nasıl bir hata sonucu bu saldırı oldu anlayabilmiş değilim . Ama elalemin adamını küçümsememek lazım. Her ne varsa hatayı kendinde aramalı insan. Ben bir soğuk içeyim en iyisi mi ?

Bu küçük blogtan naçizane bir tavsiyem mutlaka önemli verilerinizin yedeğini alın. Bu işe başladığımızda tarihler 27 Ağustos 2008 ‘i gösteriyordu. Yaklaşık olarak 16 aylık bir maceramız oldu. Bir blog yazarının neler yazabileceği ve nelere dikkat edebileceği konusunda epey bir deneyim kazandım diyebilirim. Bu 16 aylık süre zarfında kardeş bir site de açmış olduk : www.webdetarih.com . Açılan bu yeni sitemiz tarihe artan ilginin bir karşılığı olarak doğdu. Şu an yerlerde sürünüyor ama olsun. En azından bilgi ve kültür bağlamında kişisel gelişimimizi tamamlayan bir işlevi var. Şimdilik bu blogtan idare edeceğiz. Belki ileride tamamiyle kendi adımıza yönelik bir alan alır oradan yola devam edebiliriz. Ama şimdilik bu emektar blogumuzun elinden yeniden tutma vakti. Çok ekmeğini yedik ağbimizin .

Yeni bir yılın ilk ışıklarında bu küçük blogtan hepinizin yürekten yeni yılını kutlar , sağlık, esenlik ve mutluluklar dilerim efendim.

Saygılarımla.

Siteden Mektup Var
Kategoriler
Site Sakinlerinden Notlar
Ziyaretçiler
2 bugünkü ziyaretçi sayısı
GOOGLE ANALİSTİK KODU